yine mi çiçek?

Anne ben büyüdükçe anladım bazı şeyleri,
Seni , kendimi, kardeşimi
İçimi gördüm sende, çiçeklerini besledim
Kuşlarını tanıdım, öptüm toprağını
Hani söylerdin hep aynı şarkıyı,
Kızardım, derdim bırak artık bunları,
Ben bırakamadım yarım kalanlarımı.
Bilemedim senin ezberlerini,
Okuyamadım, anlayamadım, sustum kaldım
Tanıdıklarını, gördüklerini hep bildim sandım da
Gördüklerime sonradan şaşakaldım.
Farklı din, farklı dil, farklı biri farkettirmezken bana kendini
Senin anılarını hatırlıyorum şimdi,
Otuz yıl sonra bile aynı herşeyin hali
Basıp giderken hep kestirme yollardan
Keskin virajlarda buldum kendimi
Anne, ben büyüdükçe anladım bazı şeyleri.

saturno contro

Ferzan Özpetek filmi. Türkçeye Bir Ömür Yetmez olarak çevrildi. Cahil Periler'in devam filmi gibi geldi bana biraz, zira oyuncular aynı, uzun muhabbetlerin yapıldığı italyan sofraları, yemekler ve gay teması aynı. Fakat bu filmde bir arkadaşın, bir sevgilinin ve bir oğulun ölmesi üzerine değişen, gelişen hayatlar anlatılıyor. Çok da büyük oynamayan, kendi halinde bir film. Ama beni etkileyen iki şey var bu filmde. Biri soundtrack'de Işın Karaca'nın seslendirdiği Bitmemiş Tango'nun olması diğeri de Lorenzo'nun arkadaşlarını ve sevgilisini sofra kurarken izlediği sırada söylediği şu sözler:

“Süpriz, yenilik, beklenmedik şeyler istemiyorum. Herşeyin şu an olduğu gibi kalmasını istiyorum. Daima… Daima diye birşeyin olmadığını bilsem de.”

Filmin fragmanı:


Bitmemiş Tango:

5 duyum size sözüm

Elim! Artık daha çok çalış. Kitlenme bazı şeylerden. Üşenmeden uzanmasını, dokunmasını bil. Tutmasını daha çok. Saçma şeylere uzanma.
Dilim! Kelimeleri söylerken üşenme, çekinme. Çok kibar kaldın kimi kulaklara, kaba da ol bazen.
Gözüm! Daha dikkatli gör. Kaçmasın bir şey.
Kulaklarım! İşitileni duyma, dinle. Unutma bir de.
Burnum! Hafızamı tazelemekten yorul, küçük oyunlar yapma bana. Herkesin, her şeyin kokusunu duymasam da olur.

heraklitos sen neymişsin

Dört yılda kampüsteki cafede o küçük garson kızın büyüdüğünü gördüm. Ve bir şeyler için sürekli ezilip büzülürken önceleri, şimdi oturmuş, en kaba ve en sert diliyle bir şeylere kızıyor, elinde de bedavadan içtiği çayı.
Yani, gün oluyor devran dönüyor. Hiçbir şey ve hiç kimse eskisi gibi kalmıyor.
Eski, karın doyurmuyor.
Ama, öbür yandaki cafede çalan müzikler hep aynı.

dolphins

I left the dolphins all behind, now i am swimming with the sharks and I got my first bite from them.

I am scaring so much, lord knows I am scaring from the deeper.

Is this an exploration? Is it kind of discovering the world? Is it leaving the safe harbor? Am I growing up like this?

I miss the dolphins, I am missing them from the deeper.
dedim ayy
dedim off
dedim ahhh
dedim vayyy
dedim pıfff
dedim ööff
dedim hıııhh
dedim ühüüü
dedim ahhh ahhhh
dedim ooooofff offff

dedim oh
dedim oh be!

sia




I love Sia Furler! And I made an album cover to Sia, for my graphic design project(just my imagination darlings). I know that she enjoys hand-drawings so here it is!