TESADÜFEN



Tesadüfen yaşıyoruz bu ülkede.
Her şeyimiz tesadüfi.
Yani yaşıyorsak eğer, o da tesadüf. Kurtulduysak, sağsak, nefes alıyorsak eğer, ekseriyetle tesadüftendir. Yandıysak, o da tesadüfen. Yangından kurtulduysak o da bir tesadüf, şans eseri.

Tesadüflere inanır mısınız? Bence inanın bu ülkede. Çünkü tamamen buna göre yürüyor bu işler.

Cayır cayır yanıp kül olmadan kurtulan şu bina da bir tesadüf aslında. En sevdiğim binadır İstanbul'da. Şans eseri hala ayakta denilebilir.

Bu ülkenin başına, bu kadar salaklıkla, az bile şeyler geliyor aslında;gelmemesi de tesadüften.


GÜLLERİN İÇİNDEN ZIBIDIK BİRİ FIRLADI

Gecenin tam üçünde...

Beyoğlu'nda yürüyorum tek başıma, bir taraflarım tutuşaraktan dudağımda en bir kırmızı rujum. Bu durumdan çok rahatsızım. O an o caddede çingene olmayı dilersiniz, gerçekten.

Her neyse, arkadaşlarımın yanına varmak üzereyim, karşıdan bir çift el ele tutuşmuş. Ellerinde de bir buket gül var dolu dolu. Anlamadım sevgilisi mi hediye etmiş, onlar çift olarak mı satıyorlar neyse.

Erkek olanı geldi bana bir gül uzattı al gibisinden ve şöyle dedi "the only girl".Hani kızcağızım al bi gül gibisinden. Acıdı bana.

Bir kere o only değil lonely canım, ingilizceyi öğren de gel.

İkincisi only veya lonely olduğumu nerden biliyorsun belki çok kalabalığız kendi içimizde? Yani kalabalık değilsek bile iki kişinin yapabileceği bir işi tek kişi de yapabilir, adına da sinerji denilir takdir et dostum.


Üçüncüsü : Neden İngilizce?

Sonuncusu alnımda bir şey mi yazıyor bu kıza acı diye, nefret et ama acıma ya!

Gecenin tam üçünde
Bir gül biter içimde içimde içimde içimdeeeeeeeeee.

Yardır Feist!

Feist Hanım pek şahanesin.

Erlend Oye ise erkeğimdir. Kızılım, beyazım.

Feist girer araya, süpriz yapar ya birden, alttaki videoda. Erlend Oye da coşar daha bir heyecanlı ve istekli çalar sonrasında. Ben bile sevindirik olurum vallahi.

Anlatamıyorum ama, öyle bir şey işte istediğim de.




Sonradan gelen Edit: Videonun frame'ine bakıp aldanmayın, Erlend aslında o kadar şapşal değildir.

burnumun direği

hep birilerini özleyerek geçecekmiş,
vakit.

nil de acıklı şarkı yapıyor canım

Çıksa biri kiraz gibi ansızın diyor,
yalnızım diyor, portakallar kadar sıkıldım diyor.

Yapıyor canım, o da yapıyor.

Aldanıverme ha!

konuşsana

ne heyecandı
enfes bir şarkıyı ilk kez dinler gibi
ekim sonu
kasım başında
güzel bir koku vardı avuçlarımda
aylar sonra
oh dedirten
oflardan sonra

ne kalp çarpıntısıydı
ne güzeldi

sustuk ama

that day that day




Bu şarkının ilk çıktığı zamanları hatırlıyorum, baya küçüktüm. Cnbc-e'de gösteriyorlardı falan arada, reklamlarda faland sanırım. Ablamla dizimizi beklerken( muhtemelen ya dawson's creek ya da buffy'dir) çalardı bu şarkı. Anlamlıdır, sözleri falan aman aman mutsuzken dinlemeyin!

Hala dinliyorum, hala küçük müyüm acaba:)

ermiş

Zamanını biliyorum senin.
Vaktini.
Uykunu, çalışmanı.
Yemeğini, gezmeni.
Adım gibi

böyleleri de var, yaşayan, canlı, alkışı hakeden

Aziza Mustafa Zadeh gibi bir kadın var. Evet.

Kendime kadın mı diyeyim, azerilik de var adımda lakin, azeri mi diyeyim şimdi ne diyeyim ben bilemedim.

Dinliyorum bu kadını, iç geçirerek, takdir ederek, isterim siz de dinleyin. En sevdiklerimi de postluyorum şuracığa.









su gibi gidin

Bugün bir şarkı öğrendim, çok güzeldi gerçekten. Duygulandırdı da biraz. Bu dönemimin de şarkısı bu olacağa benziyor, öncekileri dinleyemiyorum artık sıkıntıdan mıdır nedir bilemedim. Bir kaç zaman sonra da bu şarkıdan sıkılacağım, bir kaç zaman sonra tekrar dinlediğimde çocukluk anım gibi bir şey olacak bu da.

Bu duyguyu çok seviyorum. Bir şeylerin geçmesini, eskimesini, anlamını yitirmesini. Her şey her zaman anlamını aynı şekilde korumuyor, sen de şekilleniyorsun.

Sevmiyorum bağlanmayı,
herhangi bir müziğe
şiire
şarkıya
kişiye
eve
şehire...

Geçsin onlar da öylece.