gülüm yaprağım soldu

Çevirdim kafamı, meydana gelince. Kırmızı yandı ışıkların orda durduk. Bakamadım bile. Öbür tarafa dönünce öbür tarafıma da katlanamadım o ayrı. Mesele anılar. Oraya buraya baktıkça hatrımdan çıkmayanlar.

Kardeşinde de aynı şey olmuştu. Bazı kokulara tahammülüm yok, huzurumu kaçırıyorlar. Hep derim, insanın bilinçaltlarını etkileyen ya da duygularını sarsan bir şey varsa, onu muhakkak koku sağlıyordur. Pek çoklarının beğendiği o güzelim koku benim bir yaz gecemi dört duvar arasında darmadağın etmişti hatırlarım.

Odamın duvarları fıstık yeşili bu arada hatırlatırım. Unuttuğunu biliyorum çünkü.

Ben de az değilim ama. Fıstık yeşili odamda kırmızılarım olmadı değil. Ama hepsi dizimi kanattı. Kan da kırmızı değil mi zaten?

Duvara vurduğunda, elin kanar, o da kırmızı değil mi?

Dizimi tekrar kanatabilecek gücü bulabilseydim koşardım zaten. Bir kere de sen  gel kırmızı battaniye, bere falan olsun sıcak tutsun.

Gönlüme hazan doldu çünkü. Leyla da üzgün, ben de Leyla'ya üzgünüm. Her günüm Leyla...    


ben bunlara alışığım, kendimle barışığım

mini minnacık
ufacık tefecik
ince belli
küçük memeli
nokta dudaklı
karnı da kaslı
el kadar kıçlı

osmanlı kadını gibi duruyorum karşında bacım
hodrimeydan ulaaan!
yık yıkabilirsen.


dörtnala gelip uzak asyadan bir kısrak gibi akdenize uzanan bu koca eller benim!
bu koca ellerimi de koca ayaklarım kadar severim.

manifestom bu olsun

BU BLOG'DA KARMAŞIKLIĞA YER YOK!

HER ŞEY AÇIK.

SEÇİK.

ORTADA.


sureti neyse, sireti de o!



anlam karmaşası yaşatmayalım arkadaşım insanlara. özün neyse, sözün de o olsun. ikisi de burda birbirini bulsun.

homesick'in türkçesi yoktur, iç acısı çoktur!

Söylenecek bir şey yok. Sıcak battaniye altına geçip annemle uyumayı istiyorum hayatımda ilk defa. Babamın da kazağını aldım İstanbul'a gelirken. Ablamın da gülüşlerini.

Homesick dedikleri bu olsa gerek.

İlkokula başladığım günlerdeki gibi halim. Birbirine sarılmayan arkadaşlarımı görünce çok şaşırmıştım o zaman. Sevgisizliğe şaşırırım genelde. Daha doğrusu sevgi gösterisi yapılmadığı zaman.

Benim gibi günde kırk kere öpülen, sevilen biri için dış dünyaya adapte olmak zor. Şılap diye öpülmedikçe yaşamın bir anlamı yok desem yeridir.

En çok, birine sarılmayı özlüyorum sanırım.

aç koynunu ben geldim!

yum gözlerini

bembeyaz bir oda
temiz çarşaflar
yere dökülen bir çuval un, tahta bir masa.
sen soluma, ben sağına.
uyandığımda, baktım o da rüya.
kalktım yataktan oflaya puflaya
yemyeşil bir oda
kirli çarşaflar
yerde renkli atkılar, şallar.
kalktığımda, gördüğüm gerçek
sen yoluna, ben yoluma.