gülüm yaprağım soldu

Çevirdim kafamı, meydana gelince. Kırmızı yandı ışıkların orda durduk. Bakamadım bile. Öbür tarafa dönünce öbür tarafıma da katlanamadım o ayrı. Mesele anılar. Oraya buraya baktıkça hatrımdan çıkmayanlar.

Kardeşinde de aynı şey olmuştu. Bazı kokulara tahammülüm yok, huzurumu kaçırıyorlar. Hep derim, insanın bilinçaltlarını etkileyen ya da duygularını sarsan bir şey varsa, onu muhakkak koku sağlıyordur. Pek çoklarının beğendiği o güzelim koku benim bir yaz gecemi dört duvar arasında darmadağın etmişti hatırlarım.

Odamın duvarları fıstık yeşili bu arada hatırlatırım. Unuttuğunu biliyorum çünkü.

Ben de az değilim ama. Fıstık yeşili odamda kırmızılarım olmadı değil. Ama hepsi dizimi kanattı. Kan da kırmızı değil mi zaten?

Duvara vurduğunda, elin kanar, o da kırmızı değil mi?

Dizimi tekrar kanatabilecek gücü bulabilseydim koşardım zaten. Bir kere de sen  gel kırmızı battaniye, bere falan olsun sıcak tutsun.

Gönlüme hazan doldu çünkü. Leyla da üzgün, ben de Leyla'ya üzgünüm. Her günüm Leyla...    


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder