lodos

.........


Beni heycanlandıran birşey vardı parfümünde, kokusunda. Nerdeyse orda oracıkta ona aşık olacaktım. Orta yerde. Bu koku, ona sonsuz bir sadakatle bağlanmamı sağlayabilirdi. Neyse ki hafiften esen bir lodos rüzgarı imdadıma yetişti ve günün sonlarına doğru eksilmeye başlayan, boynundaki o muhteşem kokuyu da havaya karıştırdı.

Kafamı kaldırıp binanın güzelliğine bakarken kendime geldim. Ama bir anlık içimde esen rüzgar beni hala hayatta olduğuma inandıran tek şeydi sanırım.

Lodos güzel mevsimlerde, güzel zamanlarda eser. Çoğu zaman fikrimin terbiyecisiyken, bazen de fikirlerime kanat taktırabilen bir rüzgar benim için. Ve bu mevsimler, çiçek açmış erik ağaçları, yanık kokan salkımlar, renkler, hafiflik...O estikçe var oluyor.

Orda, oracıkta aşık oluverecektim. Vazgeçtim. Kendini beğenmiş bir düşünceyle içimden geçirdim;"Bana hükmedebilecek bir güç yok" diye. Kendi duygularıma bile hükmedebildikten sonra. Bir sonraki lodos sınavımdan geçersem eğer tam istediğim insan olabileceğim. Bir daha hiçbir şey hissetmemek adına en azından.


Ama büyükler bilir, lodosun gözü yaşlıdır.

3 yorum: