nerde kalmıştık?

olay şu ki tatlım, artık durumlar kabak tadı vermekle kalmamış, çürümüş, kokuşmuş ve adeta boku çıkmıştır. yettiyse yetti yahu, seninki can benimki patlıcan mı? patlıcanı severim o ayrı ama başlatma çarkından. ağzımı bozarsam pis söverim, sen bilmiyorsun ama bilen bilir beni bebişim.
bundan bir on yıl sonra zonk diye telefonda sesini duymayayım sakın belini kırarım. ben buna h sendromu diyorum, neden böyle dediğimin açıklamasını buralardan yapamam, başım yanar. ama gerek duymayalım böyle şeylere, anladık öküzsün on kaplan gücünde kaldırırsın bu durumları da bu prensesin günahı ne? o bir hanfendi, gelemez böyle şeylere.
en son nerde kaldık ben de hatırlamıyorum. bir ara bilye fırlatıyordum, boncuk moncuk. sonra tenimi kapadıydım falan ne garip şeyler bunlar şekerim.

değer mi hiç?

bazı şeylere geç kalıyorum

Ama iyi ki Ayşe var!

Erika Janunger: İnsan hem müzik hem de tasarım yaparsa işte böyle ifade eder kendini de!

harfler

önce dersin bakalım bakalım
sonra sıra bana gelir
laf bana düşer
derim;
bakalım'dan
a ve k'yi atalım
balım balım
b'yi çıkaralım
alım alım
başına d koyalım
dalım dalım

birbirimize bu harflerle konuşalım!

standartlarım yüksek, ondan yalnızım

bir devir kapandı

Eğer ki bağlanmışsam halatlarla, nasıl bağlandıysam kenetlendiysem koparmasını da bilirim. Çok düğüm atmıştım ama, bilerek ve isteyerek yaptım bunları şimdi de isteyerek koparırım, keserim, parçalarım.

Bir devir benim için bitmiştir, son bulmuşur. Tanrı'dan gelen son mesajları da aldım. Ferahladım, yüküm azaldı. Yanımda yöremde de bu sefer insanlar vardı, anladım yalnız kalmayacağımı.

Ohhh diyebilir miyim artık?
sen haklıydın, haklı çıktın. demiştin bana bunların 90%'ı etmez para diye. burnunun büyüklüğüne verdim aldırış etmedim sözlerine ama sen haklı çıktın. tanıştıkça, karıştıkça haklı çıkarıyorum seni.
bu kadar öngörü sahibi miydin gerçekten başıma nelerin geleceği konusunda? bu kadar mı tanıyordun burayı da, beni de?
derinlik yok demiştin, akıl yok, cesaret yok, fikir yok diye. 

nerdesin acaba, bir anlatsam başıma gelenleri sana. uyusam sırtında.

YALÇIN TURA VS ENNIO MORRICONE

Başlık biraz canice oldu. Belki de feat. olmalı vs yerine bilemiyorum. Ama bugün birşeyi farkettim Ennio Morricone'u dinlerken. Geçtiğimiz haftasonu da Umutsuzlar'ı izlemiştim tekrardan ve bu iki gündür de Yalçın Tura aklımdaydı. Ben bu iki adamı birbirine benzetiyorum. Şimdi birçoğumuz Ennio Morricone'u tanır. İyi, Kötü, Çirkin'in, Bir Zamanlar Batı'da, Cennet Sineması gibi kült filmlerin müziklerini yapan şimdilerde bir hayli yaşlı ama bir o kadar güçlü bir müzisyeni zannediyorum çoğumuz biliriz.

Benim favorim ise Cinema Paradiso'dur sanırım. Şöyle örnek vereyim:





Ama birçoğumuz Yalçın Tura'yı tanımıyordur. Bu ülkede doğmuş, yetişmiş ve Yeşilçam'ın belki de en güzel müziklerini bestelemiş bu güzel ruhlu sanatçıyı tanımıyoruz muhtemelen.


Yalçın Tura, bana kalırsa bu ülkenin sahip olabileceği ve Türk müziği için nice araştırmalar yapmış en kıymetli müzikologtur. Şimdilerde müzikolog var mı aslına bakarsanız bilmiyorum. Yetiştiğini de sanmıyorum o ayrı mesele.


Biz aslında Yalçın Tura'yı orkestralar için bestelediği yapıtlardan ziyade Yeşilçam'dan çok iyi tanıyoruz. Yeri geliyor," Dönüş" filminde Seha Okuş'un o dolgun sesiyle "Hasretinle Yandı Gönlüm"ü besteliyor, bazen de Fırat ve Çiğdem'in acı dolu hikayelerinde "Umutsuzlar"da duyuyoruz kendisini. Sonra "Asiye Nasıl Kurtulur", "Bir Yudum Sevgi", "Açlık"...daha niceleri.


Yaptığı müzik, insanın içini titreten, parçalayan, yıkıp geçen cinsten. İnsanlık acısı gibi bu bestelerin çoğu. Armonisi bambaşka, enstrümanların yumuşaklığı, arpın, kemanın, yan flütlerin dokunuşları bambaşka.

Ben konuşmayayım daha fazla, dinleyin fazla fazla. En sevdiğimi de en başa koyayım tam olsun.







Asiye Nasıl Kurtulur var tabii bulamadım onu filminin başında biraz dinleyebilmek mümkün parçayı: http://www.youtube.com/watch?v=_V5DrnDWDA0

Orkestralar, şefler bir akıl etse de şu müzikleri tekrardan düzenleyip bir konser yapsalar ne enfes olur!


insanlar

insanlar korkunç
insanlar
birşeyler saklayan insanlar
susan insanlar
gizli
gizemli
dolambaçlı, kapalı, saklı
insanlar insanlar
bir insanın içinde bin insan var

korkunç korkunç
konuşsan başka
sussan başka
yalanlarıyla, dolanlarıyla
korkunçlar korkunç
saklaya saklaya
susa susa
ah bu insanlar
ah bu
ikili oyunlar
korkunçtur korkunç
bu insanlar
korkunç

eskişehir

eskişehiri özledim
eskişehirde bulunma halini. müziğin ruhumu sardığı zamanları, çimlerde uzanışımı, annemin arabasında çalan şarkıları, kalp sızılarımı, heyecanlarımı çok ama çok özlüyorum.
istanbulun çok garip bir etkisi var. yok istemem diye diye geldiğiniz bu memleketten geriye bir adım atasınız gelmiyor. izmit tarafını geçtim artık, geri dönmeyeceğimi de biliyorum. sevdikleriniz, sevgilileriniz, kardeşleriniz başka bir şehirde olsa da siz  burda, istanbul'da kalmayı tercih ediyorsunuz. havada kalıyor her durum, her ruh hali. birçok şey yarım. belki tamamlamak için uğraşımız, çabamız, bilemiyorum. tadına varamamak hakim bu şehirde. tadını çıkarabiliyorsun ama doyamıyorsun tam olarak.
eskişehir'e doydum sanırım. sevdiklerim, kardeşlerim, çiçeklerim, köpeğim orda olmasına rağmen.
özlemek bile oraya gitmem için bir neden değil artık.
dönmeyeceğim geri. sonrası başka bir ülke benim için.