annem gibi

Anneme benzedim. O da işten döner dönmez daha üstünü başını değiştirmeden yemek yapmaya başlardı ki gecikmeden ve de kuvvetini de yitirmeden sofrayı hazırlasın, karnımızı doyursun. Çalışan, hem de çok çalışan ve iki çocuk sahibi bir kadındı O ve evde kurtlar gibi aç 3 şahsı doyurmakla da yükümlüydü. Üstelik hayat boyu.

Ben şimdi şimdi anlıyorum bunun ne kadar zor bir görev olduğunu ve sebat etmek gerektiğini. Kendimi bile işten dönünce zor doyururken annemin yaptığı şimdi bana çok zor ve uzak geliyor.

Üzerine yağ kokusu siner miydi yemek yaparken pek hatırlamıyorum. Zaten böyle şeyleri kafaya takacak kadar önem vermezdi. İyi ki vermedi, ben de onla beraber kafama takmamayı öğrendim bazı şeyleri. En azından soğanlı yemek yapmaktan çekinmedim. Ya da sarımsaklı yoğurt yemekten. Doğal antibiyotiğimi anneciğim hep doğal yollardan verdi zaten. Ama bazen, işte belki onun için de en zor olan kısım buydu, dalgınlıkla üzerine bir şeyler döktüğünde ya da üstündekiler bir şekilde kirlendiğinde, ertesi günün sabahında işe giderken giyeceği şık bir gömleği, pantolonu bulmakta zorlanır ve hafiften dudağını bükerdi. Ardından gelen bir "TÜH" ... O zaman içim parçalanırdı benim. Ama onun da bazen çaresini ben bulurdum sonra ne akıllı kız olduğumu söylerdi bana, sevinirdim işte.

Annemden uzaktayım ben şimdi. Sabahları işe giderken ne giydiğini göremiyorum ya da akşam evde ne yemek pişirdiğini. Ama her sabah ve her akşam O'nu büyük bir özlemle ve takdirle anıyorum.

Hem aşımda, hem işimde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder