bir ben var bir ben

Doğarken biri var mıydı ki yanımızda
Şimdi olsun?
Nasılsın, iyi misin diye
Arayıp sorsun
Halimize, hatrımıza
Üzüntümüze kederimize
Kafayı yorsun
Ayağını alıp etinin altına
Yanımızda otursun
Başımıza tac olup kurulsun
Sağımızda solumuzda
Önümüzde arkamızda bulunsun
Doğarken biri var mıydı ki yanımızda
Şimdi olsun?

reaching a decision is priceless

“…I saw my life branching out before me like the green fig tree in the story.

From the tip of every branch, like a fat purple fig, a wonderful future beckoned and winked. One fig was a husband and a happy home and children, and another fig was a famous poet and another fig was a brilliant professor, and another fig was Ee Gee, the amazing editor, and another fig was Europe and Africa and South America, and another fig was Constantin and Socrates and Attila and a pack of other lovers with queer names and offbeat professions, and another fig was an Olympic lady crew champion, and beyond and above these figs were many more figs I couldn’t quite make out.

I saw myself sitting in the crotch of this fig tree, starving to death, just because I couldn’t make up my mind which of the figs I would choose. I wanted each and every one of them, but choosing one meant losing all the rest, and, as I sat there, unable to decide, the figs began to wrinkle and go black, and, one by one, they plopped to the ground at my feet.”



bahar gelmiş hoş gelmiş

bahar gelecek
kozalakların çıtırtısını duyacağız önce
sonra çağla yeşilleri gözümüze gözümüze batacak
eteklerimiz uçuşacak biraz
çıplak ayaklarımız terleyecek soğuk soğuk
sonra bir hırka
bir yelek isteği duyacak içimiz
hava hafif serin olacak
ama dert değil ya
giyeriz

güneş 7 kere sarı olacak
10 kere turuncu
40 kere kırmızı

bahar dalları 100 kere pembe!!

toprak alabildiğine çim
çiçek ağlayacak için için

diyorum ya sana
bahar gelecek!
sonra bu kış
bu hüzün
onların hepsi geçecek

i hate special days

Cause they haven't brought me anything good yet. Any bit of joy.

Since I was a kid, I always hate birthdays, new year, feasts... Whenever it comes to my birthday I was the unlucky girl who had a bad chance to be born in the late days of June. I was a summer born kid. Who would was I supposed to come to my birthday party? No one of course! They were always out of the city for holiday! They wouldn't even remember! New years were pretty good till I become a teenage. My parents started to forcing me to go out with them on the new year's eve  when I was in high school which still sounds a bad idea.So my last few year's final countdowns were in such horrible places trying to listen to other's what they say. Bad music is always bad music. What about feasts? Hmmmmm... Me and myself and my poor family, so close to eachother, can't except an outsider:)

What about anniversaries and valentine's day? They are the worst! I never had a chance to spend a good time with my lover in valentine'S day. When I had a chance to have a boyfriend in valentine'S day nearby me, we broke up in that day. OMG!!! It was sooooooo romantic. Whatever... Anniversaries are my favourite ones I use to love them. But, heyyy, I didn't have any boyfriend for those days. At the age of 23, I was soooooo happy to celebrate it with my bofriend but, yeah, we made a big fight.

This why I hate specialism!

I don't want any those days I mentioned above. Regular day is a perfect day. Just as it can be.

zehir

Bir yaz gecesi
içeri almışlardı beni
duvar içre duvar
kenar içre kenar
yukarısı gökkube
aşağısı
ayaklarımın tam altı cehennem
yangın yeri
mahşer
ayaklarımın dibine ağulu taşlar dizilmiş
hepsi içime içime
en dibime batar
ama yok
ziyanı da yok yani de
ne gereği var ki
şu zehire
hem yaz
hem önümüz de güz
şu akşam serinliğinde
eserken kıpırdayan şu sarmaşıklar var ya
onlar önce kızıla
sonra turuncuya
en son sarıya dönecek
göreceğiz değil mi beraber
o zaman ayak diplerimiz de yanmaz

içerisi zor
biraz da duman
içerde kalmak hep bir koyar adama zaten
dışarda durmak varken
uzaktan uzağa seyreylemek varken
yangının içine düşmek zor
insanın kendi zehrine düşmesi zor
o zehirden çıkmasını demiyorum ben
düştüğün zamanki şaşkınlığın
saflığın
alıklığın
evet tam da bu kelime işte
o alıklıkla baş etmesi zor

hem önümüz güz
daha güz rüzgarları esecek
sıra sarmaşıklardan
çınar ağaçlarına geçecek
geçecek tabii ya
geçecek