ahşap parke

İstanbul evleridir benim için ahşap parke. Ben çok uzun yıllar ahşap parkesi olmayan evlerde bulundum ve yaşadım. Mermerlerin soğuğuna, halı kaplamaların yakan pis sıcağına da şahidim. Uzun uzadıya birlikteliklerimiz de oldu kendileriyle. Kısa süreli kaldığım evlerin hiçbirinde de parkenin kendisiyle bir ilişkim olmadı.

Hala çözmeye çalışırım ahşap parkeyi. Kışın soğuğunda buz gibi olabilen bir yerdir, çıplak ayak gezerken üşütür beni. Yaz sıcağında da cayır cayır bir ateş. Mermer öyle değildir halbuki. Onun hep soğuk olduğunu bilirsin.

Bir de tahta kurtlarının evi, yuvasıdır. Takır takır, tukur tukur.

Araları birleşemez parkelerin. Yanak yanağa verdiler mi, 2 yıla kalmadan ayrılırlar sevgililerinden. Aradaki yarım santimlik boşluklar ilişkilerini böler, parçalara ayırır. İstanbul'daki iki evimde de tanık oldum bu ayrılıklara, hüzünlenmedim de değil. O ayrılıkların arasına da incik boncuk düşürdüğümü de bilirim. Parke yuttu onları kim bilir ne haldedirler şimdi.

Sıcak mı, soğuk mu, ayrılığa neden olan mı, ayrılığı yutan mı, yuva mı değil mi bilemediğim ahşap parke gibisin İstanbul benim için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder