Yıldızlar ve Göğe Bakma Durağı

Geçmişi yaşarız
Bugün gibi
Bırakamadığımız bütün dünler
Gelir başımıza tac'olur
Kurulur
Şu an'a
Şu gün'e
Uzakta bir yerlerde bıraktığımız
Ne varsa
Hepsi birden olmasa da
Gelir bulur seni
Şimdi'de
Sen göğe bakma durağı'na git
O durakta kafanı kaldır
Al işte, hepsi orada!
Yıldızlar!
Zaten onlar da bin yıl önceki yerlerinde değil mi?
Hepimiz yaşamıyor muyuz
Dün'ü
Bugün gibi?


hoptirilaylam

adamım sen böyle meyhanelere gelir miydin ya hu. böyle beyaz örtülü, mavi sandalyeli yerlere. surların içinde bir yeraltı meyhanesine gelir miydin? hem de bunca kalabalıkla? hey maşallah! o değil de, o yanındaki var ya bir laf atmaya çalıştı yanlız nasıl havada yakaladım da gerisin geri fırlattım o lafı. bir da ablalık yaptım sana, dedim o öyle iyidir o öyle candır, dizine vurdum falan. bu sıcakta o kalın kot da neyin nesiydi. sert.

mesele o bu değil, şu yan komşumuzun küçük oğlu var ya, o beni çok seviyor. ben de onun bu sevgisini çok seviyorum.

ortalığı nasıl karıştırasım var. nasıl dağıtasım var. kaos çıksın istiyorum. mavi haplar kırmızı haplara karışsın hangi renk kabloyu keseceğimi bilmeme rağmen bombayı patlatayım istiyorum. bahtımın solmuş bütün renkleri tekrar gün yüzüne çıksın hepsini kırmızılara boyamazsam şerefisizim.

klişelerin hepsini....

hepsi istemeden oldu

bu süre zarfında çok şey oldu
birkaç gün içersinde
dünyalar başıma yıkıldı
sonra o başım soğuk sulara girdi
ayaklarım yaralandı
avcumun içini sinek ısırdı
kaşıdım, baktım para yok
sonra bir ara aşık oldum
aşık olduğumu zannettim daha doğrusu
üç gün içinde o da geçti
beş kitap
dört film
iki konser gördüm
yedi yeni insanla tanıştım
dua etmeye başladım
kader denilen şeyin aslında sana bana rağmen var olduğunu öğrendim
kendime rağmen söylediğim yalanların
hepsinin üstüne basarak yürümeyi öğrendim

acı insana çok şey öğretiyormuş
öğrenmeyi reddettiğim günlere gülmeyi öğrendim
çifte acı yaşamaksa insanı yaşlandırıyormuş
olgun bir kadın olmayı
kadın değil de adam olmayı öğrendim
içime bir erkek koymayı
derimi kalınlaştırmayı becerebildim

aile denilen şeyin öpüp de başına konulması gerektiğini
ne başı
bulutların üstüne pofuduk yataklara yatırılması gerektiğini anladım

hayaller mi?
işte onlardan asla ama asla vazgeçilmemesi gerektiğini
çünkü arada bir kapı arasından selam verdiklerinde
insanın hayatına nasıl bir turuncu kattığını gördüm
bu arada yalnızlıkla ilgili bir sıkıntım yoktu da
dört duvarın üstüme yürüdüğünü
o duvarları sadece dostların yıkabileceğini öğrendim

bunların hepsi şu kısa süre içersinde oldu
ne diyebilirim ki
insan bir sevgili
bir de kardeşi kaybedince böyle oluyormuş

istese de istemese de