tahta kurdu

bir iki üç
bir iki üç
bir iki
bir
bir
bitecek hepsi
ama öncesinde
şu parkenin altındaki sesler var ya
gecenin altında bir benim duyduğum
onların soluğunu kesmem lazım
ama kıyamıyorum ki
benle kalabilen tek canlı onlar
adı da tahta kurdu
onlar da kendi bağımsızlıklarını kurdu
önceden çıtçıt'dı sesleri
şimdi kıymadan ahşap'ın canına okuyorlar
çat çut
kalp kırar gibi kemiriyorlar ahşap'ın ciğerini
kendi sesim çıkmıyor ki şu odada artık
onların sesine kulak verdim
ha dur
bir de şarkı söylemeye başladım artık
çok uzundur söylememişim
ne de güzelmiş sesim
ne sevdim
aman ne sevdim
pek sevdim

siz samanlığı seyran etmişsiniz belli
edepsizliğimi mazur görün de
hangi ara biçildi o otlar
hangi ara sararmasını beklediniz
hangi ara başak tarlaların içine düştü mısır tanesi?
ne ara beklediniz tüm bunları?
bak ben benden çok sesler çıkaranların sesini kesemedim
soluğunu her gece içime çektim
oturduk dört duvar arasında
kendimize bir yuva kurduk
ama ne bekledim ben bunun için
onlar benim kurdum demek içim nasıl bekledim
siz neyi beklediniz
neyi, hangi ara bu kadar sahiplendiniz?

sesim güzel geldi dedim ya
küçük harflerin insanıyım ben
hayatımda birine bağırdım sadece
o bağırtımın gecesinde de ben ateşlenmiştim
deneyim oldu işte
ben de ateşim çıkmasın diye
parke aralarından fısıldadım küçük canlılara
siz gitmeyin olur mu dedim
ben sizi çok bekledim
dedim, gitmeyin
beni dinledilerse eğer
veyahut duydularsa
küçük kurtlarla ben
yaşarız burada
bu odada
ondan sonra bakarız
samanına da
seyranına da





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder