anna'ya mektup

İçim çok yaşlandı Anna. Koşup düşmelerimden ben çok bıktım. Aslında sorsan ben de ne kadar koştuğumu bilemem de sanki annemin karnından 50 yaşımda çıkmışım. Gençliği yaşamak şöyle dursun, ne ara yaşadığımı bile bazen kestiremiyorum...

Kendimi o kadar güzel zehirliyorum ki. Karşımdakini de öldürüyorum. Bana yanaşmak cesaret gerektiriyor, biliyorum. Yanımda durana da ama şans tanımıyorum. Aslında bu benim hırçınlığımdan değil. Heyecan kaldırmayan bir kalbe sahip olduğumu anladım artık. Kaçıyorum. Halbuki nefesimizdi onlar değil mi? Kekremsi bütün renkleri kırmızılara turunculara boyayan bir çarpıntıydı işte. Sana hep derdim, bu şey beni öldürüyor diye. İçimde rüzgar esiyor gibi. Salıncakta son hız sallanıyor gibiyim Anna. Düşsem yine iyi, ben sallanmak istemiyorum.

Süpriz ve yenilik güzel şey. Kötü olur mu hiç! Nasıl da severim. Ama çok korkuyorum. Çünkü insan bilmediğinden korkar hep, tanıdık olmadığı şeyden. Alışkanlıkları siktir et. Onlar bana lazım değil. Bilmediğimden koru beni.

Bir şeyi daha şansa bırakacak gücüm kalmadı. Halden düştüm. Kızma bana.

Zehirlerimi de alıp giderim yine diye düşünüyorum. Seni hayal kırıklığına uğratmak istemezdim ama ben hayal kırıklığına uğrayamam. Biraz bencilleştim, evet. Yani işte, olduğu kadar...

Boğazıma düğümlenecek bütün heyecanlardan vazgeçiyorum. Affet Anna.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder