diken

bir İstanbul olmasaydı aramızda
bir sokak ismi öğretmeseydin bana
bir kule diğeriyle sevişmeseydi gecenin ortasında
bilmeseydi kestane ağaçları edepsizliğini
batmasaydı etime elinin ısırganları
derdim; ne halt edeceksen et!
ne halin varsa gör,
ne yaparsan yap!

lakin neyi yaşanmamış sayıyor hayat?

bana mı düşmüş unutmak?

şehirler büyüdü, biz çocuk kaldık Meltem

Şehirler büyüdü, biz çocuk kaldık Meltem
içimizdeki yaşlı kurtla hem de.
şimdilerde her şey değişiyor,
korku hissettiğim sokakların üzerine betonlar dökülmüş,
dilek ağacının yerinde koca bir gökdelen...

Yeni doğan bebeklerin isimleri pek şirin
sanki hiç yaşlanmayacaklarmış gibi
bizim adlarımız hep hüzün getirdi
huzursuzluğumuz belki bu yüzden
anamız koyamamış adımızın sonuna
"su" ları "can"ları,
hafifleyememişiz.
boynumuza bir günah vermişler,
eğip başımızı önümüze bakıp durmuşuz.
Değişmem yine de ismindeki serinliği,
ama içimizden koca bir kaya doğdu,
göğsümüzü daraltıp, nefesimizi kesti
akamadık sular gibi.

Şehirler büyüdü,
biz şu koca halimizle
ufacığız Meltem.

Yine de sığamıyoruz hiçbir yere.