intikam kendi kuyruğunu yutan yılan, hep başa saran, erkenlere inanan

Unutma ve affedebilme kudretine sahip olabilmeyi isterdim; heyhat geçmiş gözlerimin önünden ufak benekler halinde akıyor. Ne kendime söz geçirebiliyorum, ne de uzak aydınlık günleri görebiliyorum. Unutamadıklarımı her gün demleyip demleyip içiyorum; tadı acımadığı gibi gittikçe şerbetleniyor. Ekşimeyen şeyler var bu hayatta, ekşisin istemediğim, çürüğü bile hoş rayihalar bırakıyor etrafa sadece anım olduğu için. 

İnsanın intikam isteği demek böyle birşeymiş diye düşünüyorum, kendi zayıflığından güçlendiği birşeymiş.

Önümde çürük, verimsiz bir tarla var artık. Ne yeşertebildiğim ne bir ekinin boy verdiği. 

Zamanı geldiğinde tarlayı ateşe vereceğim elbet, fakat şimdi herşey için çok erken.