melodram

Bir dakika daha geç baksaydım mutfak camından. Ya da birkaç saniye daha oyalanabilmiş olsaydım bulaşıklarla. Bir kahve koysaydım, otursaydım. Ayılmak için güzel bir sabahı seçip, boş caddeye bakmak istemeseydim... Bunların bir tanesi olsaydı da, görmeseydim keşke o anı. Sanki film sahnesi gibiydi zaten böyle anlar beni bulur. En iyisi de, en kötüsü de. Sabahın 7sinde camdan bakarken, değil kendisini görmek, anısına bile artık katlanamadığım fakat güzel zamanlarımın güzel dekoru olan koca bir ağaç dalını bir belediye çalışanının elinde gördüm. 2 gün önce kapının önüne koyduğum, halbuki bir zamanlar içine kocaman hayallerimi, umutlarımı, heveslerimi, mutluluğumu koyduğum (diğer bütün eşyalarıma koyduklarım gibi, o ağaç dalına da bir şeyler yerleştirmiştim içimden) yamuk yumuk, biçimsiz, üzerinde değişik yosunların olduğu ağaç dalını eline almış bir adam- belediye çalışanı, karşıdan karşıya geçiyordu. Tramvay yolunun ortasındaki çalılıklardan bir şeyler daha aldı eline,  yolun ortasında biraz durdu. Karşıya varınca, yıkılmak üzere atıl bırakılan eski bir apartmanın bahçesine fırlattı gitti ağaç dalını. Yabancı birinin elinden fırlatılıp gitti bana ait bir sürü şey. Bu hale düşmüştü-k.

Toplamda 1 dakika kadar izledim olan biteni, kısa ama ağır sürdü. İçim parçalanarak izledim. Camdan dışarı birkaç saniye daha baktım, biraz gözyaşı akıttım. Sonra su ısıtıcısının "tık" sesiyle cam kenarından ayrılabildim. Gidip kendime bir çay doldurdum. Uzun bir süre bir bardak suyu bile kendim dolduramayacak kadar halsiz ve bitkindim, insanın iyileşiyor olması da kendisine iyi geliyordu, çaya heves ettim, çayı doldurma isteğime tutundum. Canımın bir şey çekmesine. Sabahın o saatinde o anları yaşamamış olmayı gerçekten çok isterdim fakat birkaç gündür yaşadıklarımı düşününce o kadar da berbat değildi gördüklerim-değil mi, değildi, belki.

Evin hayaletleri gitti, kimisi çöpe, kimisi toprağa, kimisi insana karıştı. Günler geçiyor, yaz mevsimi de bitti. Kaç tane sırça köşk inşa ettiysem hepsi parçalandı. Kelebeklerin hepsini uçurdum, midem almadı. Güzel günler bir süre ortalıkta yok, şikayetçi değilim. Bir gün gelir hepsi geriye.

Artık atılan ağaç dallarımı da geri almak istemiyorum. Onu alıp başka bir yere de fırlatmak istemiyorum. Görmek istemiyorum, duymak istemiyorum.



Werther

Güneş, ay ve yıldızlar rahatça işlerine bakabilirler; benim için gece de gündüz de bir ve çevremde bütün dünya yitiyor.



DÖNÜŞ

"Dönüş" adlı filmden. En güzel Seha Okuş söyler bunu. Hep bir acıklıdır zaten bu şarkı da, şimdi daha da anlamlı geliyor.